İçeriğe atla
Anasayfa Aralık 5: Travmanın Bilgeliği

Aralık 5: Travmanın Bilgeliği

Blog · · Umut Gülaçtı

Güncellendi:

“İndirim Etiketi”ni söküp attıyorsun atmasına ama… Derinin üzerinde, etiketin yapışkanının bıraktığı o inatçı iz vardır

“İndirim Etiketi”ni söküp attıyorsun atmasına ama… Derinin üzerinde, etiketin yapışkanının bıraktığı o inatçı iz vardır ya hani? Kazısan da çıkmaz, eline yapışır, orada bir şeyin eksildiğini ama izinin kaldığını hatırlatır durur. İşte tam o izin üzerine basan, o kapının ardındaki asıl meseleyle yüzleştiren bir şeyle karşılaşıyorsun.

Üye değilseniz bu linkten ücretsiz okuyabilirsiniz.

Bir önceki yazıda burada.

By Pinterest
By Pinterest

Aynadaki aksime “Sen değerlisin” demeye çalışırken, sesimin neden titrediğini anlamaya çalışıyordum. Cevap, hiç beklemediğim geldiği yerlerden biri, Dr. Gabor Maté’nin o şefkatli ama bir o kadar da sarsıcı sesinden geldi: “Travmanın Bilgeliği.”

Onu dinlerken, sanki biri çocukluk albümümü eline almış ve bugüne kadar kimsenin fark etmediği, flu çıkmış o fotoğrafların arkasını okuyordu.

Bilmem izlediniz mi okudunuz mu ama ufak bir bahsini etmek istiyorum.

Maté, insan yavrusunun iki temel ihtiyacı olduğunu söylüyor: Bağlanma (Attachment) ve Otantiklik (Authenticity). Yani birilerine ait olma, sevilme, korunma ihtiyacı ile; kendin olma, içinden geleni yaşama ihtiyacı.

Ve sonra o can alıcı tokadı vuruyor: “Eğer bir çocuk, ‘kendi olduğu için’ sevilmeyeceğini hissederse; hayatta kalmak için otantikliğinden vazgeçip, bağlanmayı seçer.”

Önceki yazıda bahsettiğim o “uslu çocuk”, o “ses çıkarmayan”, o “elalem ne der” diye büzüşen çocuk var ya… İşte o çocuk, aslında bir tercih yapmamış. O çocuk, hayatta kalmak için bir pazarlık yapmış.

Ben, küçükken babam kızmasın, annem üzülmesin, evdeki hava bozulmasın diye sustuğum her an; aslında o güvenli bağ kopmasın diye kendi gerçekliğimi kurban etmişim. “Uslu durursan sevilirsin” mesajını aldığımda, beynim şöyle kodlamış: “Kendin olursan tehlikedesin. Başkası olursan güvendesin.”

İşte o “değersizlik hissi” dediğimiz şey, aslında bir zamanlar hayatımızı kurtaran o muazzam uyum yeteneğimizin yan etkisiymiş. Ben değersiz olduğum için değil, o evde, o mahallede, o okulda var olabilmek için “değersizmişim gibi” davranmak zorunda kaldığım için bu gömleği giymişim.

Travma: Başımıza Gelen Değil, İçimizde Olan

Gabor Maté, travmayı anlatırken ezber bozan bir şey söylüyor: “Travma başınıza gelen kötü olaylar değildir. Travma, o olaylar yüzünden iç dünyanızda olandır.”

Yani travma sadece şiddet görmek, büyük bir kaza geçirmek veya terk edilmek değilmiş. Travma; üzüldüğünde bunu paylaşacak kimseyi bulamamakmış. Travma; öfkelendiğinde “ayıp” denilerek o öfkeyi yutmakmış. Travma; görülmemek, duyulmamak ve en kötüsü de, başkaları seni görsün diye kendini terk etmekmiş.

Yıllarca o kapıyı açık bırakıp rüzgarın yüzüme çarpmasına izin verirken, aslında kendimi terk etmişim. Kendi bedenimde mülteci gibi yaşamışım. Ev sahibi benmişim ama kuralları hep misafirler koymuş.

O Etiket Bir Kalkanmış

Şimdi o “indirimli ürün” etiketine tekrar bakıyorum. Eskiden ona kızıyordum, şimdi ise ona şefkatle gülümsüyorum. Çünkü o etiket, o zamanki Umut’un kalkanıymış.

Küçük bir çocukken o etiketi yapıştırmasaydım, belki de o “kabulü” göremeyecektim. O günün şartlarında o davranış “bilgeceydi”. Sorun, o tehlike geçmesine rağmen, ben koca adam olmama rağmen hala o zırhla dolaşmamdı. Savaş bitti ama ben hala siperde bekliyordum.

Dr. Maté, “İyileşmek, kendimizle yeniden tanışmaktır” diyor. O, bağlanmak uğruna feda ettiğimiz otantik parçalarımızı geri çağırmak…

Bugün kendime bir söz daha veriyorum. Artık hayatta kalmak (surviving) için değil, yaşamak (living) için buradayım. Ve yaşamak, bazen “Hayır” demeyi, bazen “Ben bunu istemiyorum” diye bağırmayı, bazen de kimse onaylamasa bile kendi yolunda yürümeyi gerektiriyor.

Eğer siz de benim gibi yıllarca o görünmezlik peleriniyle dolaştıysanız, içinizdeki o susturulmuş çocuğun sesini duymak istiyorsanız; bu hafta sonu kendinize bir iyilik yapın.

Dr. Gabor Maté’nin “The Wisdom of Trauma” (Travmanın Bilgeliği) belgeselini izleyin. Belki de yıllardır aradığınız o anahtar, o belgeselin bir cümlesinde saklıdır.

https://x.com/umutgulacti369/status/1997254624601116977

Kapı hala açık. Ama artık içeride rüzgar esmiyor. İçeride, kendi evine dönmüş, yorgun ama huzurlu bir ev sahibi var.

Gökyüzüne bakmaya devam…


Eğer içeriğimi beğendiyseniz ve daha fazlasını okumak isterseniz, web sitemi ziyaret etmeyi unutmayın: https://www.umutgulacti.com/

Sosyal medya hesaplarımı takip ederek güncel paylaşımlardan haberdar olabilirsiniz:

Twitter: https://x.com/umutgulacti369

Medium: https://medium.com/@umutgulactiofficial

Instagram: https://www.instagram.com/umutgulactiofficial/

TikTok: https://www.tiktok.com/@umutgulactiofficial

Pinterest: https://tr.pinterest.com/umutgulacti/

Substack: https://umutgulacti.substack.com/

Destekleriniz için çok değerli, teşekkür ederim!

Destek olmak için bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz :) ve E-Posta Bültenime de üye olabilirsiniz…