Güncellendi:
“Kapı açık” dedim demesine de, o kapıdan içeri giren rüzgâr bazen insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor. Kıtlık bilinci ile
“Kapı açık” dedim demesine de, o kapıdan içeri giren rüzgâr bazen insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor. Kıtlık bilinci ile vedalaşmak için çaba sarf ederken, onun hemen arkasına saklanmış, sessiz sedasız ama bir o kadar da yıkıcı olan o diğer misafir: Değersizlik Hissi.
Üye değilseniz bu linkten ücretsiz okuyabilirsiniz.

Kıtlık, “Ya biterse?” diye korkutuyordu; bu ise kulağıma eğilip, “Zaten sana fazlası yakışmazdı, elindekiyle yetin, sesini çıkarma” diye fısıldıyordu.
Dedim ya hani, şımartılmamış çocuklardık biz. “Aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey” tedirginliğiyle büyütülen; varlığıyla yük olmasın diye “uslu” durmayı, görünmez olmayı marifet sanan çocuklar… İşte o görünmezlik pelerini, büyüyünce üzerine yapışıyor insanın.
Suç mahalli tanıdık: Genelde büyüdüğümüz aileler ve o yakın çevre. Annenin projesi, babanın gurur kaynağı, ailenin sigortası… Kendi başına bir “öz” değil de, başkalarının ne hissedeceğine göre şekil alması gereken bir oyun hamuru oluvermişiz.
Hatırlayın; “Aman ses çıkarma baban kızar”, “Ağlama, koca adam oldun”, “Elalem ne der?”… İşte o “Elalem”, bizim evin görünmeyen ama en yetkili aile üyesiydi. Benim ne hissettiğimden, ne istediğimden çok daha önemliydi komşuların ve etraftakilerin hakkımda ne düşüneceği.
Bize sevgiyi “koşullu” verdiler. “Uslu durursan” sevilirsin. “Takdir alırsan” değerlisin. “Söz dinlersen” aferin alırsın. Kimse de çıkıp, “Sen sadece var olduğun için, sen olduğun için değerlisin” demedi. Haliyle o çocuk zihni şu denklemi kurdu:
“Demek ki ben olduğum gibi yeterli değilim. Onaylanmak için, sevilmek için hep bir şey yapmam, kendimden bir parça vermem, başkalarını memnun etmem lazım.”
Çevre de pek masum değil hani. Okulda, mahallede hep bir kıyas, hep bir yarış. “Bak komşunun oğlu nereyi kazanmış”, “Bak kuzenin nasıl gelen-giden ile ilgileniyor”… Sürekli başkalarıyla kıyaslanan bir çocuk, kendi değerini nasıl bilebilir ki? Aynaya baktığında kendini değil, sadece eksiklerini görür.
Sırf birileri beni sevsin, onaylasın, “Ne kadar uyumlu adam” desin diye; kendi isteklerimi, sınırlarımı, hayallerimi bir sepete tıkıştırmışım. “Benim için fark etmez”, “Sen nasıl istersen”, “Ben hallederim”… Bu cümleler tanıdık geldi mi? Bunlar benim ana dilimdi.
İnsanlara, temelinde evet dış etkenler olsa da bana nasıl davranmaları gerektiğinin kullanım kılavuzunu bizzat ben vermişim meğer. Kapağına da kocaman harflerle şunu yazmışım: “Düşük Bakım Gerektirir, Zahmetsizdir, Ne Versen Kabulüdür.”
Sonra da “Neden kimse bana özen göstermiyor?” diye içerlemişim. Komik değil mi? Sen kendine “defolu mal” muamelesi yaparsan, kim sana vitrindeki pırlanta gibi davransın?
Görülmemekten şikayet ediyordum ama en kuytu köşeye saklanan da bendim. Çünkü görülürsem, talep edersem, “Ben buradayım ve bu bana yetmiyor” dersem; sevilmemekten, terk edilmekten korkuyordum. Değer görmek için sürekli bir bedel ödemem, sürekli bir fayda sağlamam gerekiyormuş gibi… Sadece “ben” olduğum için, sadece nefes aldığım için değerli olduğumu o kadar unutmuşum ki.
Neyse ki o üzerimdeki “İndirim” etiketini söküp attım. Canım yandı mı? Biraz. Çünkü o etiket derime işlemişti. Ama şimdi aynaya baktığımda, ederini başkalarının biçtiği bir “ürün” değil, değerini kendinden menkul bir “insan” görüyorum.
Artık “Fark etmez” demiyorum. Fark ediyor. Hem de çok fark ediyor.
Beni ben olduğum için sevene kapım sonuna kadar açık demiştim ya; hah işte o kapının girişine artık görünmez bir tabela astım:
“Lütfen Değerli Eşyalarınıza Sahip Çıkınız. Buradaki En Değerli Eşya, Ev Sahibinin Kendisidir.”
Gökyüzüne bakmaya devam…
Eğer içeriğimi beğendiyseniz ve daha fazlasını okumak isterseniz, web sitemi ziyaret etmeyi unutmayın: https://www.umutgulacti.com/
Sosyal medya hesaplarımı takip ederek güncel paylaşımlardan haberdar olabilirsiniz:
Twitter: https://x.com/umutgulacti369
Medium: https://medium.com/@umutgulactiofficial
Instagram: https://www.instagram.com/umutgulactiofficial/
TikTok: https://www.tiktok.com/@umutgulactiofficial
Pinterest: https://tr.pinterest.com/umutgulacti/
Substack: https://umutgulacti.substack.com/
Destekleriniz için çok değerli, teşekkür ederim!
Destek olmak için bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz :) ve E-Posta Bültenime de üye olabilirsiniz…








