İçeriğe atla
Anasayfa Köpek Katliamı: Hayırsız Ada

Köpek Katliamı: Hayırsız Ada

Blog · · Umut Gülaçtı

Tarih Boyunca İstanbul’da Köpek Katliamları İstanbul, tarihi boyunca sokak köpekleriyle özdeşleşmiş bir şehir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde dokunulmazlıkları olan bu köpekler,

Tarih Boyunca İstanbul’da Köpek Katliamları


İstanbul, tarihi boyunca sokak köpekleriyle özdeşleşmiş bir şehir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde dokunulmazlıkları olan bu köpekler, kartpostalların vazgeçilmez figürleriydi. İstanbul’a Türklerle birlikte geldikleri kabul edilen köpekler, Bizans döneminde kedilerin hakim olduğu bir şehirde yerlerini buldular. Eski İstanbulluların inancına göre, köpekler şehirden giderse, Türkler de giderdi. 19. yüzyılın sonuna kadar köpekler, İstanbul’un yaşayan simgeleri olarak kabul ediliyordu. Eski İstanbul kartpostallarındaki köpekli fotoğrafların çokluğu bunun kanıtıdır.

Batılılaşma ile Başlayan Köpek Katliamları


İstanbul’daki köpek katliamları, Batılılaşma hareketleriyle başladı. İlk büyük katliam, 2. Mahmut döneminde yaşandı. İngiliz bir turist gece köpeklerden korunmak isterken köpeklerin saldırısına uğrayarak kaçarken yüksek bir duvardan düşüp öldü. İngiliz hükümeti Osmanlı’ya ültimatom verdi ve Sultan 2. Mahmut, sokak köpeklerinin toplanıp Hayırsız Ada’ya bırakılmasını emretti. Ancak halkın tepkisi üzerine bu karar geri çekildi.

İkinci Büyük Köpek Toplama Harekatı


Sultan Abdülaziz döneminde ikinci büyük köpek toplama harekatı gerçekleşti. Köpekler toplanıp Hayırsız Ada’ya bırakıldı. Aynı dönemde 1865 yılında İstanbul’da büyük bir yangın çıkınca halk, bu felaketin köpeklerin toplatılmasına bağladı ve köpeklerin geri getirilmesini talep etti. Tekneler yeniden köpekleri Hayırsız Ada’dan alıp İstanbul’a geri getirdi.

II.Abdülhamit Döneminde Köpekler


Köpek dostu olarak bilinen 2. Abdülhamit döneminde İstanbul köpekleri en rahat dönemlerini yaşadılar. Abdülhamit, kuduzla mücadeleye odaklandı ve Fransa’daki Pastör Enstitüsü’ne heyet göndererek, 10 bin altın bağışladı. Dünyadaki üçüncü Kuduz Enstitüsü’nün İstanbul’da kurulmasını sağladı. Bu dönemde Mavroyani Paşa’nın yaptığı araştırma, “Sokak Köpekleri” adıyla kitaplaştırıldı. Paşa, kuduz vakası görülmemesini serbest çiftleşmenin doğal aşı etkisi göstermesine bağladı.

Köpeklerin Yeniden Sürgünü ve Katliamlar


1908’de Abdülhamit’in devrilmesiyle birlikte, sokak köpekleri yeni rejimin hedefi haline geldi. 1910’da İttihat Terakki hükümeti döneminde İstanbul’un en büyük köpek itlaf kampanyası başlatıldı. Belediye başkanı Suphi Beyin talimatıyla köpekler toplanıp Hayırsız Ada’ya sürgün edildi. Bu sürgün kalıcı oldu ve köpekler geri getirilmedi. O dönemde İstanbul’a gelen Fransız çizer Sem, Hayırsız Ada’yı ziyaret edip gördüklerini Fransa’daki Le Journal adlı dergide “Köpekler Adası” başlığıyla yazdı. Servet-i Fünun dergisinde Karabatak takma adıyla yazan bir yazar, bu dramı Türk basınına yansıttı.

Modern Dönemde Köpek Katliamları


Eski Belediye Başkanı Cemil Topuzlu, 30 bin köpek öldürdüğünü iftiharla anlatmıştı. 1956’da İstanbul Belediyesi, 140 bin köpek ve 2 bin kediyi öldürdüğünü açıkladı. 1980’li yıllarda da aynı zihniyet devam etti. Dönemin belediye başkanı Bedrettin Dalan, 1987’de Milliyet gazetesine 25 adet komple köpek itlaf aracı satın aldığını beyan etti.

İstanbul’un köpeklerle olan tarihi, halkın köpeklere olan sevgisi ve zaman zaman yaşanan katliamlarla dolu. Ne yazık ki bu ilk değil sonda olmayacak gibi.

İnsanlar, kendi yaşam alanlarını genişletirken hayvanların yaşam alanlarını gasp etmeyi ve onları katletmeyi maalesef sıkça uygun görüyor. Bu durum gerçekten de çok acı. İnsanın doğaya ve diğer canlılara karşı sergilediği bu acımasız tutum, hem etik hem de ekolojik açıdan büyük bir sorun oluşturuyor. Doğal denge bozuluyor ve bu durum sadece hayvanlar için değil, uzun vadede insanlar için de kötü sonuçlar doğuruyor.

Hayvanların yaşam alanlarını korumak ve onlara saygı göstermek, hepimizin sorumluluğunda. Bu trajediyi sona erdirmek için daha duyarlı ve bilinçli adımlar atmamız gerekiyor.

Astrolojik olarak benzer konumlara sahip olmamızın yanı sıra, kötücül enerjilerin hakim olduğu bir dönemde birçok konuda ülke ve toplum olarak problemlerle boğuşuyoruz. Bu durumda, manasız işlerin peşinden koşmak, anlamsız gündemler yaratmak ve çözüm odaklı değil, yıkıcı çözümsüzlükler bulmak kimseye zerre kadar fayda sağlamaz.

Bir şeylerin öngörüsünü yapmak için astrolog, kahin, falcı ya da aklınıza hangi sıfat geliyorsa gelsin, bu sıfatlara sahip olmaya gerek yok. Perşembenin gelişi çarşambadan belli.
Bu, siyasi bir seçim değil. Şu ya da bu seçimi değil. Kararsız kalınacak bir konu da değil. Mağduriyetlere yanlış yerden bakarak ve yanlış sorular sorarak doğru cevaplar bulamayız.

“Başınıza gelen musibetler, felaketler kendi ellerinizle işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar yüzündendir.” – Şûrâ Suresi 30. Ayet

Eğer içeriğimi beğendiyseniz ve daha fazlasını okumak isterseniz, web sitemi ziyaret etmeyi unutmayın: https://www.umutgulacti.com/

Ayrıca, destek için bana ulaşabilirsiniz.

Sosyal medya hesaplarımı takip ederek güncel paylaşımlardan haberdar olabilirsiniz:

Instagram: https://www.instagram.com/umutgulactiofficial/

Twitter: https://x.com/umutgulacti369

TikTok: https://www.tiktok.com/@umutgulactiofficial

Pinterest: https://tr.pinterest.com/umutgulacti/

Destekleriniz benim için çok değerli, teşekkür ederim!