---
title: "Aralık 2: Yokuş Hep Dik"
description: Gökyüzüne ihtiyacım var demiştim ya hani… Bugün sabahın en erken o saatinde önce bir bardak su, sonra kahve demlenirken,
url: https://www.umutgulacti.com/blog/aralik-2-yokus-hep-dik
type: article
image: https://www.umutgulacti.com/Upload/blog/2025/12/JUR7XRTZ0Ki5qoc2yN5ucQ.jpeg
date: 2025-12-02
modified: 2026-09-05
author: Umut Gülaçtı
category: Yazılar
lang: tr-TR
---

# Aralık 2: Yokuş Hep Dik

![Aralık 2: Yokuş Hep Dik](https://www.umutgulacti.com/Upload/blog/2025/12/JUR7XRTZ0Ki5qoc2yN5ucQ.jpeg)

> Gökyüzüne ihtiyacım var demiştim ya hani… Bugün sabahın en erken o saatinde önce bir bardak su, sonra kahve demlenirken,

Üye değilseniz bu linkten ücretsiz okuyabilirsiniz.

 Bir önceki yazıda burada. 

 

Gökyüzüne ihtiyacım var demiştim ya hani… Bugün sabahın en erken o saatinde önce bir bardak su, sonra kahve demlenirken, düşünmek için başımı o topraktan kaldırıp yukarı bakmaya tekrar cüret ettiğim vakitleri anımsadım. Ama korkarak değil, buraya yazıp sizi de şahit kılmak için…

 

Aralık soğuğu yüzüme çarptığında fark ediyorum ki; o içerideki yumak, o kördüğüm, o toz toprak sadece ben durduğumda, sadece ben o mezarlığın başında nöbet tuttuğumda ağırlaşıyordu. Hareket etmek, o yokuşu çıkmaya devam etmek, gariptir ki o yükü hafifletmiyordu ama taşınabilir kılıyor-du.

Fark ettiklerimin üzerine gitmek dedim ya; bu bir savaş değilmiş aslında. Hep ben savaşmışım. Ben yıllarca o mezarlığın kapısında elinde kılıçla bekleyen bir muhafız gibi yaşamışım. Oysa içeri girip, o gömülenlerle tek tek tokalaşmak gerekiyormuş.

Öfkemi mezarından çıkardığımda mesela. Korkunç bir canavar beklemiştim ama karşıma çıkan şey sadece ”anlaşılmamış bir çocuk”tu.

İçimdeki o patlayan bombaların sarsıntısı azaldı mı? Henüz değil. Ama artık sisin içinden, neyin patladığını seçebiliyorum. O “biz” dediğim kalabalığın içinde, kendi sesimi duymaya başladım yeniden. Cılız, belki biraz çatallı ama bana ait bir ses bu. Yolun yarısı dediğimiz bu yerde, o en dik yokuşta anladım ki; mesele o yumağı tamamen çözüp iplik gibi dümdüz yapmak değilmiş. Mesele, o düğümlerle yaşamayı öğrenmek, o düğümlerin de bu hikayenin bir parçası olduğunu kabul etmekmiş. Çünkü insan, ancak kendi karanlığıyla tanıştığında, o çok ihtiyaç duyduğu gökyüzünün mavisini gerçekten görebiliyormuş.

Yokuş hala dik, nefesim hala kesik kesik…

 

Eğer içeriğimi beğendiyseniz ve daha fazlasını okumak isterseniz, web sitemi ziyaret etmeyi unutmayın: https://www.umutgulacti.com/ 

Sosyal medya hesaplarımı takip ederek güncel paylaşımlardan haberdar olabilirsiniz:

Twitter: https://x.com/umutgulacti369 

Medium: https://medium.com/@umutgulactiofficial 

Instagram: https://www.instagram.com/umutgulactiofficial/ 

TikTok: https://www.tiktok.com/@umutgulactiofficial 

Pinterest: https://tr.pinterest.com/umutgulacti/ 

Substack: https://umutgulacti.substack.com/ 

Destekleriniz için çok değerli, teşekkür ederim!

Destek olmak için bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz :) ve E-Posta Bültenime de üye olabilirsiniz…

